8 Mart Dünya Kadınlar Günü

8 Mart 1857 tarihinde ABD‘nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.

26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka‘nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921‘de Moskova‘da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960′lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri‘nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti. Birleşmiş Milletler’in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York’ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır[1].

Türkiye’de 8 Mart Kadınlar Günü

Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı. “Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programından Türkiye’nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi‘nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984′ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Kadınlar Günü” kutlanmaya başlandı.

Kadına karşı şiddet ve 2007 itibarıyla dünyadan veriler

Kadınlara ve kız çocuklara karşı şiddetin dokunulmazlığına son
BM’nin güne özel logosu.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Kad%C4%B1nlar_G%C3%BCn%C3%BC

¼/p>

Etiketler:

Mevlid Kandili

MEVLİD KANDİLİ MESAJI

Yüce Yaratıcı’nın Kuran-ı Kerim’de “yüce bir ahlak üzere” olduğunu belirttiği ve tüm insanlara rahmet elçisi olarak gönderdiği, peygamberlik zincirinin son halkası olan Sevgili Peygamberimiz (sav)’in hicri takvime göre doğumu vesilesiyle kutlayageldiğimiz Mevlid Kandili’ni 25 Şubat Perşembe gününü Cuma’ya bağlayan gece idrak edeceğiz.

Kur’an-ı Kerim’de “Andolsun ki Rasûlullah’da sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için mükemmel bir örnek vardır.” (Ahzâb, 33/21) buyrularak Sevgili Peygamberimizin hayatı bizlere yaşanabilir ‘en güzel örnek’ olarak takdim edilmiştir. Hz. Peygamberi örnek almak, ancak O’nun insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı daveti hayatımıza yansıtmakla ve güzel ahlakını bir bilinç ve hayat tarzı olarak davranışlarımızın mihveri yapmakla mümkündür.

“Nitekim kendi aranızdan, size ayetlerimizi okuyan, sizi her türlü kötülükten arındıran, size Kitabı ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.” (Bakara, 2/151) ayet-i kerimesinin açıkça dile getirdiği gibi, ilahi hitabı bizlerle buluşturan Rahmet Elçisi (sav), aynı zamanda o kelamı bize açıklamış ve onun hayat veren mesajını bizzat yaşayarak bizlere aktarmıştır.  Kur’an ve bütün ahlaki erdemleri şahsında toplayan Hz. Peygamber, tüm insanlığa bir kurtuluş ve diriliş çağrısı yapmıştır. İşte Mevlid Kandili ve diğer mübarek gün ve geceler, bu çağrıyı gönlümüzde, zihnimizde ve hayatımızda diri ve canlı tutmak adına fırsat günleridir.

Dünyanın sanal ve geçici meşgalelerinin ve sonu gelmez heveslerinin bütün hayatımızı ve geleceğimizi ipotek altına aldığı modern dönemde, Rabbimizin rahmet yüklü mesajı Kur’an-ı Kerim’i ve âlemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamberimiz (sav)’in Sünnetini daha iyi anlamaya, bunun için de gönlümüzü Kur’an’a açmaya ve Sevgili Peygamberimiz(sav)’in örnek hayatını ve ahlakını rehber edinmeye ne kadar çok ihtiyacımız var. Çünkü Kur’an ve Sünnet, bizi sıradan bir canlı olmaktan kurtarıp aslımıza döndüren bir çağrı olarak, bize kendimizi, Rabbimizi ve varoluşun sırrını tanıtan bir hakikat bilgisi olarak 14 asırdır bizleri korumuş, dünya hayatının engebeli yolculuğunda dimdik ayakta durmamızı ve dosdoğru yol üzere yürümemizi sağlamıştır. Öyleyse Mevlid Kandili’nde Kur’an’la ve Peygamberimiz(sav)’in Sünneti ile buluşalım, onları evimize misafir edelim, Peygamber Efendimizi daha yakından tanıyalım, çocuklarımızı O’nun sevgisi ile yetiştirelim, Kur’an-ı okuma ve anlamayı ibadet, yaşamayı hayatımızın gayesi edinelim.

Bu duygu ve temennilerle, Sevgili Peygamberimizin dünyayı şereflendirmesinin yıldönümü olan Mevlid kandilinin bütün insanlığa rahmet ve huzur getirmesini, O’nu ve insanlığa getirdiği en büyük hediye olan Kur’an’ı yakından tanımamıza ve çağrısı etrafında birleşmemize vesile olmasını Yüce Mevlâ’dan niyaz eder, vatandaşlarımızın, soydaşlarımızın ve bütün İslam âleminin Mevlid Kandilini tebrik ederim.

 

Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU

Diyanet İşleri Başkanı

Etiketler:

Kolesterol nerede yararlı,nerede zararlıdır?

Öncelikle kolesterolün ne olduğunu anlamaya çalışalım.
Kolesterol insan vücudunda çok önemli işlevlere sahiptir:
1-Vücudumuzun işlev gören en küçük birimi olan hücrelerimizin hepsinin duvar yapısında yer alır. Hücrelerimizin bütünlüğünün korunmasında ve görevlerini sağlıklı olarak yerine getirmesinde çok önemlidir.
2-Besinlerle aldığımız yağların sindirilebilmesi için gerekli olan safranın yapısında yer alır.
3-Kemik sağlığımız için gerekli olan D vitamininin üretilmesinde yer alır.
4-Üreme sağlığımız için gerekli olan hormonlarımızın yapımında yer alır.
5-Heyecan, kaza, ameliyat, enfeksiyon gibi vücudumuzda stres yaratan durumlara karşı, vücudumuzun sağlıklı bir şekilde yanıt vermesini sağlayan hormonların yapımında rol oynar.
6- Beyin-sinir hücrelerimizin yapısında ve desteklenmesinde rol oynar.

Görüldüğü gibi, kolesterol vücudumuz için gereklidir. Vücudun belli başlı dokuları, sürekli kolesterol sağlanması ihtiyacı içindedirler. Ancak besinlerle aldığımız kolesterol miktarı, ihtiyacımızı aştığı zaman sorun olmaya başlar. Fazla kolesterol dokularda yavaş yavaş birikmeye başlar. Özellikle damar duvarlarında olan birikme, damar sertliğine yol açarak, hayatı tehdit edici durumlara yatkınlık yaratır.
Damar sertliği damar yapısını bozar, damarda pıhtı oluşumuna ve damar tıkanıklığına yatkınlık yaratır. Sonuçta kalbi besleyen damarların etkilenmesi ile kalp krizi, beyin damarlarının etkilenmesi ile felç-beyin kanaması gibi olayların oluşumuna zemin hazırlanır.

Kolesterol kanda tek başına gezinemez. Protein-yağ parçacıkları şeklinde taşınır. Kolesterolü kanda taşıyan parçacıklardan olan LDL halk arasında kötü kolesterol olarak bilinir, HDL ise iyi kolesterol olarak bilinir. Aslında bu tanımlamalar, oldukça yerindedir. Çünkü yapılan yüzlerce bilimsel çalışma, kötü kolesterol yüksekliğinin, beyin kanaması, felç, kalp krizi, ani ölüm gibi istenmeyen durumlara yatkınlık yarattığını göstermiştir. İyi kolesterolün yüksek olmasının ise, bu durumlara karşı koruyucu etkisi olduğu ispatlanmıştır.

Uluslararası tıp otoriteleri, 20 yaşını geçmiş her erişkinin kan kolesterol ve yağ düzeylerini 1 defaya mahsus ölçtürmesi gerektiğini söylemektedirler. Eğer sonuçlar makul düzeylerde ise, 5 yılda bir kontrol edilmesi yeterli görülmektedir. Eğer sonuçlar iyi çıkmaz ise, takip ve tedavi konusunda doktorumuzun önerileri doğrultusunda hareket etmeliyiz.

Kolesterol düzeyini kontrol altında tutmak, aslında, büyük oranda elimizdedir.

Ülkemizde Türk Kardiyoloji Derneği’nin öncülüğünde 1990 yılından itibaren yürütülmekte olan TEKHARF (Türk Erişkinlerinde Kalp Hastalığı ve Risk Faktörleri) çalışması, 20-29 yaş arası ortalama kolesterol düzeylerimizin, Avrupa ve Amerika toplumlarına göre oldukça iyi durumda olduğunu ortaya koymuştur. Ancak 40-49 yaş grubuna geldiğimizde, ortalama kolesterol düzeylerimizde ciddi bir yükselme olduğu dikkati çekmektedir. Demek ki toplum olarak erişkin hayata iyi kolesterol seviyeleri ile başlamakta, ancak bu iyilik halini uzun süre koruyamamaktayız.

Peki kolesterol düzeyini hangi dış etkenler bozmaktadır? Bu sorunun cevabı artık neredeyse tartışılmayacak kadar açıktır:
1-Hareketsiz yaşam,
2-Kilo fazlalığı,
3-Sigara,
4-Beslenme alışkanlığının iyi olmaması.

Demek ki her birimiz, damar sertliği ve onun getirdiği hayatı tehdit edici sonuçlardan korunabilmek için,
a.Sigara içmemeliyiz.
b.Haftanın çoğu günü, mümkünse her gün 30 dakika tempolu yürüyüş yapmalıyız. Eğer yürüyemeyecek durumda isek, bulunduğumuz yerde bedenimize düzenli hareket yaptırmak da yararlı.
c.Beslenmemizde kırmızı et yerine mümkün olduğunca beyaz eti, özellikle de balık etini tercih etmeli, katı yağlar yerine sıvı yağları tercih etmeliyiz. Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği veya kepek ekmeğini tercih etmeliyiz. Ana öğünlerimizin içeriğinde birer porsiyon sebze ve meyve bulundurmayı alışkanlık haline getirmeliyiz. Salata olarak, kıvırcık-yeşil salata tercih etmeli, çok az ( büyük bir kaseye 1-2 çay kaşığı kadar) sıvı yağ dışında sos kullanmamaya çalışmalıyız.
d.20 yaşından sonra her 5 yılda bir, eğer kolesterol yüksekliğimiz varsa yılda en az 2 defa düzenli olarak sağlık kontrolünden geçmeliyiz.

TEKHARF çalışması, ülkemizde sigara içiminin kalp damar hastalıkları için en yaygın risk faktörü olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca bu çalışma, son 10 yılda erkeklerimizde sigara içme alışkanlığının azalma eğiliminde olmasına rağmen, kadınlarımız arasında artmakta olduğunu ortaya koymuştur. Avrupa ülkeleri arasında kadınlarda kalp-damar hastalıklarından ölüm oranı, maalesef ülkemiz kadınlarında en yüksek seviyelerdedir. Dolayısıyla, kadınlarımızdaki sigara içme eğilimindeki bu artış, bu açıdan bakıldığında çok daha önem kazanmaktadır.

Sigara içen bir erişkinde kalp damar hastalığı geçirme riski, ortalama 4-5 kat artar iken, sigaranın bırakılması halinde, bu riskin 1 yıl içinde normal seviyelere indiği gösterilmiştir.

Burada çok önemli iki hastalıktan bahsetmeden geçemeyeceğim. Tansiyon yüksekliği ve şeker hastalığı. Her iki hastalık da, damar sertliği ile birliktelik gösterebilmektedir. Eğer yüksek tansiyon hastası veya şeker hastası isek, bir sağlık kuruluşunda 3-4 ayda bir, düzenli olarak uzman hekim kontrolünden geçmeliyiz.

Bugün sizlere çok önemli bir konu olan, kolesterol, kolesterol yüksekliği, damar sertliği ve korunma yollarından bahsettik.Sizlerden ricam, öncelikle çok değerli ve çok özel olduğunuzu unutmayınız. Hem kendiniz için, hem aileniz için, hem sevenleriniz için, hem memleketimiz için, hem de tüm evren için çok değerlisiniz.
Lütfen hep beraber sigara içmeyerek, düzenli egzersiz yaparak ve sağlıklı beslenmeye özen göstererek, hem kendimize hak ettiğimiz değeri verelim, hem de çocuklarımıza, gençlerimize iyi örnek olalım.

Sevgi ve saygılarımla…..
Uzm. Dr. Gül Babacan Abanonu
İç Hastalıkları Uzmanı
Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Etiketler:

Gölpazarı’ndan Gölpazarlıya..

Bak Gölpazarlı ne yaptın?
Kestin beni dere tepe,tarla yaptın..
Dağlarımı delik deşik ettiler,
sen izin verdin,ses çıkarmadın..
Ne bir küçük Tilki kaldı yuvası bozulmadık,
ne de porsuk..
Talan ettin beni Gölpazarlı,ziyan ettin..
Toprağımı zehirledin,kirlettin,derelerimi kuruttun.
Hançer gibi sondajlar vurdun,suyumu çektin,pınarlarımı kuruttun..

Sen beni korumak için ne yaptın?
Çiçeklerimi sundum sana ,arıcılık yapmadın.
Otlarımı sundum sana ,hayvancılık yapmadın.
Sel yardı tepelerimi ,sen ağaçlandırmadın.
Kamyon kamyon plastik,cam,kağıt çöpleri gömdün içime,sen ayrıştırmadın.
Köylerimde binbir güzellik var ,sen gitmedin.
İğrendin gübre kokularımdan,hakir gördün.
Sen beni sadece resimlerde sevdin,resimlerde özledin Gölpazarlı..  

 

 

Bana neler yaptın Gölpazarlı!
Ben ki yüzyıllardır seni doyurdum,besledim.
Bayırlarımdan aşağı esen rüzgarlarımla serinlettim.
Bir ektin,bin verdim,zengin ettim.
Sen har vurup harman savurdun beni..
Sen bin aldın benden bir vermedin geri..

Bebeklerini büyüttüm,sen ilk fırsatta terkettin beni..
Gençlerinin istikbalini yok ettin kendi ellerinle,eğitmedin.
Hakir gördün çobanlığı,çiftçiliği sevdirmedin.
Gittin koca koca sitelerde,kapı başlarında çoban oldun.
Kolay geldi sıcak oda,miskin yaşam.
Sistem dışına atınca seni krizde anladın..

Beni sen gerçekten sevmedin Gölpazarlı..

Beni yönetenleri seçerken menfaatlerine yenik düştün.
Menfaati için beni parça parça satanlara da çanak tuttun.
Bir dandik şarkıcıya beni sattın Gölpazarlı..

Benim toprağımdan suyumdan namert çıkmazdı,namussuz çıkmazdı.
Sen rezil ettin beni ,taş oldum,çatladım utancımdan Gölpazarlı..

Susuz kaldım diyorum,suyum azalıyor diyorum önlemini almıyorsun.
Toprağım çoraklaşıyor,sen beni zehirlemeye devam ediyorsun.
Çocuklarım oyuncak oluyor sistemin elinde,sen kılını kıpırdatmıyorsun,
Sen ihanete devam ediyorsun,
Beni öldürüyorsun..

Selçuk Şahin

Etiketler:

ATATÜRK’ÜN GİZLİ KURTULUŞ PLANLARI

Mustafa Kemal’in 9. Ordu Müfettişliği göreviyle Samsun’a gönderileceği haberi ,Mustafa Kemal’in “gizli” iletişim içinde olduğu Mim Mim Grubuna da ulaşmıştı.

Mim Mim Grubu 1 Mayıs 1919 tarihinde Emin Ali Bey’in isteği üzerine Topkapılı Cambaz Mehmet’in evinde toplanmıştı.”Arkadaşlar ,dün Harbiye Nezareti Zat İşleri  Bakanlığı’ndan,Sadrazamlık makamına gönderilen yazıyla,gelen cevabı çaldırdım.Mesele şudur:Mustafa Kemal Paşa,9.Ordu Müfettişliği2ne tayin oldu ve bu tayin Sadrazamlık makamınca da onaylandı.”"Allahım çok şükür!..”

Emin Ali Bey ,tayin emri ile birlikte ,Mustafa Kemal’in Anadolu2da yapacağı işleri gösteren kararnameyi de çaldırmıştır.Padişah asi Türkleri sindirmek ve silahlarını toplatmak üzere Mustafa Kemal Paşa’yı görevlendirmiştir.

Kararnamenin okunması bittikten sonra odadan bir kahkaha yükselmiştir.Alışılmamış bir gürültüdür bu.İçlerinde yalnız Topkapılı düşüncelidir.”Arkadaşlar İtilaf devleteri bu tayini tasvip etmeyeceklerdir.Bunu önlemeye çalışacaklar ;yapamazlarsa Paşa’ya bir suikast deneyebilirler.”

Binbaşı Kemal Bey,”Ben böyle bir ihtimalin gerçekleşeceğine inanmıyorum.”demiştir.Topkapılı sert bir ses tonuyla şunları söylemiştir:”Olsun veya olmasın.Paşa’nın güvenliğini sağlamak için bütün kuvvetimizi bu geceden itibaren o bölgeye kaydıracağız.En değerli adamlarımız satıcı,hamal,polis,jandarma kılığına bürünüp dikkati çekmeden görevini yerine getirecek.Polis elbiselerini,emniyetteki arkadaşlar,jandarma elbiselerini de zabit arkadaşlar sağlayacak.”

Ertesi gün ,İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün levazım depoları soyulmuştur.

16 Mayıs 1919 Cuma günü Galata Rıhtımı çok kalabalıktır:seyyar satıcılardan,ayakkabı boyacılarından, polislerden,j andarmalardan, simitçilerden ve hamallardan geçilmemektedir. Bütün bunlar ,Mim Mim Grubu’nun tepeden tırnağa silahlanmış ,gözünü budaktan esirgemeyen adamlardır.Görevleri,Mustafa Kemal Paşa ile 22 kişilik mahiyetinin sağ salim Bandırma Vapuruna binmesini sağlamaktır.Topkapılı Cambaz Mehmet bir köşeye sinmiş,rıhtımı gözlemektedir.Bu sırada yanına genç bir adam yaklaşmıştır.Topkapılı,”Aferin..Denizdeki adamlarımız geminin etrafında sandalla ve motorla dolaşmaya devam etsinler.Geminin merdivan ağzını da sıkı tutun.Şüpheli kimi görürseniz kolundan tutup denize atın”demiştir. 

Simitçi kılığındaki genç adam Topkapılı’nın yanından ayrılırken ,telaşla Emin ali Bey gelmiştir:”Başkan,bir hata yaptık!…Geminin içinde güvenlik önlemi almayı unuttuk!…”Topkapılı gözlerini rıhtımdan ayırmadan,ağzındaki sigaradan derin bir nefes alarak şunları söylemiştir:”Merak edilecek bir şey yok.Geminin içinde de ,hatta yolculuğun sonuna kadar her türlü güvenlik önlemi alınmıştır.”

Gerçekten de Topkapılı Cambaz Mehmet ,çok iyi yüzme bilen,iyi silah kullanan 50 İnebolu fedaisini Bandırma Vapuru’na yerleştirmiştir..

Etiketler:

www.isteataturk.com

Çok kapsamlı hazırlanmış web sayfasında Atatürk ile ilgili her bilgiye ulaşmanız mümkün.
Emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunarız.
Etiketler:

Kütahya’nın Domaniç ilçesinde, saman balyalarından ev inşa eden memur, yakıttan yaklaşık yüzde 75 tasarruf sağladı.

 

KÜTAHYA - Bursa’nın İnegöl ilçesinde bir kamu kuruluşunda görev yapan Mehmet Gün (39), Domaniç’e bağlı Muratlı köyünde betonarme evde yaşayan ve burada kış aylarında üşüdüğünü söyleyen annesiyle babasına saman balyalarından ev yapma fikrinin, internetteki araştırmaları sonucu doğduğunu bildirdi.
Uludağ’ın eteklerindeki Muratlı köyünde kış aylarının çok soğuk geçtiğini belirten Gün, kendi ürettikleri malzemelerle inşa ettiği evi düşük rakamlara mal ettiğini anlattı.
Saman balyalarından ev yapma düşüncesini köylülerle paylaştığında onların kendisinin şaka yaptığını düşündüğünü ifade eden Gün, “Köylülerimiz, ’İnekler yer, fareler yuva yapar, yanar’ diyerek bu düşüncemden vazgeçirmeye çalıştılar, ancak sonuç hiç onların zannettiği gibi olmadı” dedi.
Gün, 50 metrekare alana temel betonu atıp işe başladığını dile getirerek, şöyle konuştu:
“Televizyonda izlediğim bir belgeselde saman evleri gördüm, sonra internetten inceledim. Almanya ve ABD’de çok yaygın. Epey bir doküman topladık. Bir ayda her şey bitti. Balya saman, ahşap, çatıda şıngıl ve levha kullandık. Balyaların üstünü çamurla sıvadık. Kendi köyümüzden çıkarılan kayrak taşını dış cephede kullandık. Hem güzel bir süsleme oldu, hem de dış cephesi güçlendi. Biz bunu 50 metrekareye oturttuk. Şimdiki aklım olsa daha büyük tutardım. Bizler çiftçilikle geçiniyoruz, kendi balyalarımızı kullandık. Kendi bahçemizin çamurundan sıvadık. Kendi ürettiğimiz şeylerle çok ucuza mal ettik. Soğuk iklimlere öneriyorum. Bu malzemelerin tümünü piyasadan satın alan biri, yaklaşık 6 bin lira harcar.”

“Yakıttan yüzde 75 tasarruf” Mehmet Gün, yaklaşık 3 bin lira harcayarak saman balyalarından inşa ettiği evin, betonarme evlere göre yüzde 75 daha az yakıtla ısıtıldığını kaydetti.
Balyaların arasında demir çubuklar kullandıklarını dile getiren Gün, “Ağaçlarla balyaları sıkıştırdık. Deprem konusunda da daha güvenli oldu. Üç dört aydır kullanıyoruz ve çok rahat. İnternetten araştırdığımıza göre kışın sıcak, yazın serin oluyor” diye konuştu.
Baba Naim Gün de oğlunun internette görüp inşa ettiği evin çok sıcak olduğunu anlattı.
Anne Feride Gün, bu yapı inşa edilmeden önce köyde herkesin samandan ev olmayacağını söylediğini ve tuğla alamadıkları için bu işe kalkıştıklarını zannettiğini bildirerek, bazı komşularının tuğlaları kendilerinin alabileceğini ifade ettiğini belirtti.
Mehmet Gün’ün eşi Fatma ise, başta bu fikre pek sıcak bakmadığına işaret ederek, “Eşim çok heveslendi. Olmaz gibi geldi bize, ancak çok güzel, çok da sıcak oldu. Biz İnegöl’e oturduğumuz eve gidince üşüdük. Burası çok sıcak oluyor” dedi.
Bu eve 94 balya saman vererek katkıda bulunduğunu anlatan Halil Karakoyun, evin sıcak ve ses geçirmeme özelliklerine sahip olduğunu vurguladı.
Komşulardan Fadik Karakoyun, “İnternetten görmüşler. ’İnekler yer’ diye düşünüldü. Sıvalı, nereden bulup da yiyecek inek? Çok güzel oldu” şeklinde konuştu.
Köylülerden bazıları, arsalarına saman balyalarından ev yapmak için ilkbaharın gelmesini beklediklerini ifade etti.

 

Etiketler:

Kurban Bayramı

Etiketler:

24 Kasım

Öğretmenler Günü kutlu olsun.

Öğretmenlerimizin Özlük haklarının iyileştirildiği,ikinci bir iş yapmak zorunda kalmadığı,düşüncelerinden dolayı oradan oraya sürülmediği,veli,öğrenci şiddetine maruz kalmadığı bir meslek hayatı diliyoruz.

Bu kutsal mesleği seçen ve tüm olanaksızlık ve olumsuzluklara rağmen uygulamaya çalışan tüm öğretmenlerimizin, öğretmenler gününü kutlar,Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yönde nesillerin yetişmesi için verdikleri mücadalede başarılar dileriz.

Selçuk Şahin

Etiketler:

10 Kasım

 “Benim ihtiraslarım var, hem de pek büyükleri, fakat bu ihtiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük meblağlar elde etmek gibi maddi emellerin tatminine taalluk etmiyor. Ben bu ihtiraslarımın gerçekleştirilmesini, vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da liyakatle ifa edilmiş bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum. Bütün hayatımın prensibi bu olmuştur. Ona (bu büyük fikre) çok genç yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu muhafaza etmekten geri kalmayacağım.”

 

     

Mustafa Kemal Paşa 12 Ocak 1914 tarihinde Madam Corinne’e yazdığı mektubunda hayatının temel prensiplerini bu sözlerle dile getirdi. İnsan yaşamında kısa sayılabilecek bir sürede gerçekleştirdiği bu fikirlerle Mustafa Kemal Atatürk, 20. yy. da sadece Türkiye’de değil, dünyada da sayılı liderler arasında yer aldı: yaşamı, askeri başarıları, savaşları, iç ve dış politikada ürettikleri, anıları, mektuplarıyla ilgili çok sayıda eser yayınlandı.

               Cumhuriyetimizin payidar olması için,Atamızın manevi gücünü ,devrimlerini yaratan düşüncelerini sürekli canlı tutmak,en büyük mecburiyetlerimizdendir.

Selçuk Şahin

Etiketler: