BERAT KANDİLİ MESAJI
BERAT KANDİLİ MESAJI
26 Temmuz 2010 Pazartesi gününü Salı’ya bağlayan gece dini geleneğimizde bir af, merhamet ve mağfiret gecesi olarak kabul edilen Berat Kandili’ni idrak edeceğiz.
Şaban ayının 15’ine tekabül eden Berat gecesinde “Allah’ım! Azabından affına, gazabından rızana sığınıyorum, senden yine sana ilticâ ediyorum. Senin şanın yücedir. Sana yaptığım senayı, senin kendine yaptığın senaya denk bulmuyorum. Sana layık bir surette hamd etmekten acizim” (Müslim, Salat, 222/1090; İbn-i Mâce, Hadis no: 3841) niyazlarıyla dua edip Yüce Rabbimiz’e yakaran Rahmet Elçisi Sevgili Peygamberimiz (sav), bu gecede Cenab-ı Allah’ın kendisinden bağışlanma dileyenleri affedeceğini, içtenlikle yapılan duaları kabul edeceğini müjdelemiştir (İbn Mace, İkâmetü’s-Salât, 191). Sevgili Peygamberimiz (sav)’in bu duası ile özdeşleşen ve mübarek Ramazan ayının müjdecisi olan bu gece, inananların kulluk bilinci ve hesap verme şuuruyla suç ve yanlışlardan kaçınmaları, günahlardan arınmaları ve Yüce Yaratıcı’nın sonsuz rahmet ve merhametine iltica etmeleri gerektiğini bir kez daha hatırlatır. Bu itibarla Berat gecesi, bilerek veya bilmeyerek işlenen hata ve günahlardan tövbe ederek, günahların kalplerde bıraktığı kirlilikten arınma, sıkılan ve bunalan ruhların Yüce Rabbimizin rahmetine ve mağfiretine ulaşması adına Müslümanların önüne açılmış bir fırsat kapısıdır.
Milletimizin kandil olarak adlandırdığı bu geceler, dünyanın koşuşturması içerisinde varlık ve yaratılış gayesini adeta unutup sonu gelmez emeller ve hevesler peşinde koca bir ömrü heba eden bizlere, özümüze dönme ve kendimizi sorgulama, geçici olanla kalıcı olanı fark etme, kalp gözümüzü açma ve gönül dünyamızı temizleme fırsatı sunar. Ayrıca Rabbimize, kendimize ve bütün insanlığa karşı sorumluluklarımızı hatırlatır, bu görevlerimizi ihmal edip etmediğimizi yeniden düşünme, tövbe ederek geçmişi affettirme, dua, azim ve kararlılıkla geleceği inşa etme imkânı sağlar.
Sadece ferdi ve ailevi mutluluğumuzu değil, toplumsal hayatımızı, barış, huzur, dayanışma ve kardeşlik içinde yaşayabilmemizi de tehdit eden maddi-manevi pek çok olumsuzluğun yaşandığı günümüz dünyasında Kur’an-ı Kerim’deki; “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (Zümer, 39/53) müjdesinin farkına vararak günah ve kusurlarımızdan dolayı tövbe etmeliyiz. İbadet ve dualarımız ile Rabbimize yakınlaşmalı, Yüce Mevla’mıza, ailemize, çocuklarımıza, çevremize, milletimize ve tüm insanlığa karşı olan görev ve sorumluluklarımızı yeniden hatırlayarak yeni bir ümit ve kararlılıkla geleceğe bakma melekemizi güçlendirmeliyiz.
Kurtuluş, af ve arınma gibi anlamlara gelen bu mübarek gecenin bize sunduğu manevi iklimde; Kur’an’ın bizlere öğrettiği “Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka kaybedenlerden oluruz.” (A’raf, 7/23) vb. dualar, tövbe istiğfarlar ve yakarışlarla beratımızı almamızın ancak, nuzûlünün 1400. yılını idrak ettiğimiz hayat rehberimiz olan Kur’an-ı Kerim’i anlamakla, yaşamakla, Sevgili Peygamberimiz (sav)’in bizlere miras bırakmış olduğu sünnetini ve evrensel ahlakî erdemleri hayatımıza yansıtmakla mümkün olacağını hatırımızdan çıkarmamalıyız.
Gündelik hayatın getirdiği sıkıntılarla bunalan ruhlara, manevi hayatın ihmaliyle daralan kalplere bir kandil olması dileğiyle aziz milletimizin ve yurt dışında yaşayan vatandaş ve soydaşlarımızla birlikte bütün İslâm âleminin Berat Kandili’ni kutluyorum. Yapacağımız ibadet, dua ve yakarışların bizleri istikamet sahibi yapmasını temenni ediyor, bu gecenin, ülkemizin, İslâm âleminin birlik, dirlik ve beraberliğine, insanlığın hidayet, barış ve huzuruna, bütün müminlerin tövbe ve dualarının kabulü ile arınma ve affına vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.
Diyanet İşleri Başkanı
www.golpazarifm.com yayında
İnternetteki radyonuz Gölpazarı FM kuruldu.
Sizlerin desteği ve önerileriyle gelişecek,ortak paylaşımlarınıza vesile olacak..
Radyonuza ulaşmak için tıklayınız.
Taziye Mesajı
Belediye Başkanımız Vedat Kazıcı Babasını kaybetti.
Derin üzüntüsünü paylaşıyor,kendisine ve ailesine Cenab-ı Haktan sabır,kaybettiğimiz büyüğümüze allahtan rahmet diliyoruz.
Selçuk Şahin
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçtaroğlu 16 Temmuz 18:30 da Gölpazarı’nda
CHP oylarını kısa sürede %4 artıran gelecekte belki Başbakan olarak göreceğimiz Kemal Kılıçtaroğlu Gölpazarı’na geliyor.
Hemşerim sen Gölpazarı’na gelmiyor musun?
1 saatlik ziyaretin esnafa getirisini kim hesaplamak ister?
Ya sıkıntıları doğrudan olası çözüm kaynağına aktarma fırsatının getirisini?
Peki Kılıçtaroğlu mu Gölpazarı’nda iz bırakmalı?
Yoksa Gölpazarı mı onda iz bırakmalı?
Selçuk Şahin
Edinilen bilgilere göre Kılıçdaroğlu, bu yöndeki düşüncesini ilk kez geçtiğimiz cuma günü Ankara’da yapılan CHP il başkanları toplantısında il başkanlarına açıkladı. Kılıçdaroğlu’nun, şu önerileri dikkat çekti:
TÜM GÜCÜMÜZLE ÇALIŞACAĞIZ
Referandum için tüm gücümüzle çalışacağı. Hem genel merkez, hem milletvekili grubumuz, hem de parti örgütü teyakkuza geçip hep beraber bir çalışma yürüteceğiz. Ancak böyle başarı elde edebiliriz.
İÇKİ SOFRALARINDAN UZAK DURUN
Ramazan ayı da referandum kampanya sürecinin önemli bir bölümüne denk geliyor. Bu ayda muhafazakar kesimin, mütedeyyin insanların ve sade vatandaşlarımızın hassasiyetlerini göz önünde bulundurun. Sizlerden ricam 12 Eylül’e kadar içki sofralarından uzak durmanızdır.
CAMİLERİ AKP’YE BIRAKMAYIN
İftar çadırlarını ziyaret edin. Orucunu açan insanlarımızla buluşup sorunlarını dinleyin. Teravih namazlarını ve camileri AKP’ye terk etmeyin. AKP’nin yöntemleriyle çalışıp hem bunların gerçek yüzünü anlatın hem de boşluk kalmasını önleyin.
KAMPANYA SÜRECİNDE EV EV DOLAŞIN:
Referandum kampanyasında çok iyi çalışın. Bire bir insanlarla temas kurun. Ev ev dolaşıp, özellikle ev hanımları üzerinde çalışma yürütün. Ev kadınlarına emekli yurttaşlarımıza bilhassa önemli bir yer ayırın.
Eskişehir Bağımsız Milletvekili Tayfun İçli, CHP’ye katıldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısı öncesinde, Tayfun İçli’nin parti rozetini yakasına taktı. İçli’nin katılımıyla CHP’nin TBMM’deki sandalye sayısı 103′e yükselirken Hücahit Pehlivan’ın AKP’ye geçişiyle bağımsız milletvekillerinin sayısı 6′ya düştü. Tayfun İçli’nin katılımının ardından
AKP 336
CHP 103
MHP 69
BDP 20
Bağımsız 6
DSP 6
DP 1
TP 1
Boş 8
Toplam 550
‘Millet bu hapı yutmaz’
Cumhurİyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yarın yapacağı görüşme öncesinde hükümete ağır eleştiriler yöneltti. İktidarın Yüce Divan’dan kurtulmak için yargıyı ele geçirmek istediğini savunan Kılıçdaroğlu, özetle şu mesajları verdi:
‘Bir başbakan dokunulmazlıkların arkasına sığınıyorsa hesap veremeyeceği konular var demektir. Gelin referanduma gidelim bakalım, halk ‘dokunulmazlıklar kalsın mı, yoksa kalksın mı’ diyor. Sayın Başbakan buna cesaret edemez. Dokunulmazlığı söz verdiğin halde kaldırmayacaksın, yargıyı ele geçirmek için özel düzenlemeler yapacaksın. Sonra diyeceksin biz bunu hap gibi yaptık. Bu millet bu hapı yutmaz.
‘KADER DEĞİL AYMAZLIK’:
Maden kazası raporuna göre kabahat bellidir. Ortada kader falan yoktur. Hükümetin aymazlığı vardır. Ali Hamza Karadağ, intihar etmeden önce bir mektup yazıyor ve yazdığı mektupta diyor ki; ‘İntihar ediyorum, intiharın sorumlusu ve suçlusu Recep Tayyip Erdoğan’dır.’ Ekonomik intiharlar var. Bunu halka anlatalım ki duysunlar. Ama onlar duymuyorlar, üç maymunları oynuyorlar.’
‘ONLAR FAİL DEĞİL MAĞDUR’:
Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan ile görüşmesinde uygun ortam olması halinde Deniz Baykal’a ait olduğu iddia edilen kaset olayını da gündeme getireceğini belirterek, ‘Deniz Bey’in uğradığı mağduriyetin hesabını sormak zorundayız’ dedi. Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın,’Failler birbiriyle tokalaşmıyor’ sözlerine de, ‘Deniz Bey’le Nesrin Hanım’ın fotoğrafını kastediyor herhalde. Onlar fail değil, mağdur. Senin işin mağdurları suçlamak değil, Asıl failleri ortaya çıkar’ diye cevap verdi. Erdoğan’ın, sözlerine CHP Genel Sekreteri Önder Sav da, ‘Başbakan saçma şeylerle uğraşıyor, siyasetçilerin böyle saçma şeylerle uğraşacak zamanı yok. Faili Başbakan’ın kendisine sormak lazım’ diye karşılık verdi.
‘Pavyon fedaisi değiliz’
CHP, Meclis’in tatile girmeden çalışmasını önerdi. CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, sabaha kadar sadece TBMM ile bar ve pavyonların çalıştığını belirterek, ”Biz milletvekiliyiz, Recep Tayyip Erdoğan’ın marabası, pavyon fedaisi, gece kuşu değiliz” dedi.

“Artık Baykal konforu bitti”
Ziraat Fakültesi
Bilecik Üniversitesi bünyesinde Ziraaat Fakültesi kurulmalıdır.
Bu fakültenin bölümlerinin de Gölpazarı ,Yenipazar ve diğer ekonomisi tarıma dayalı ilçelerimizde açılması üreticilerimizin tarımsal üretim ve hayvancılık faaliyetlerine katkı sağlayacaktır.
Üreticimize,çiftçimize katkı ülke ekonomimize katkı demektir.Bilecik’deki üretim çeşitliliği akademik katkılarla genişleyebilir.Ulaşım konusundaki stratejik özelliği yani 17Milyonluk İstanbul pazarına yakınlığı rekabette Bilecik’i önümüzdeki yıllarda güney illerinden öne geçireceği gibi limanlara yakınlığı ihracattan da pay almasını sağlayacaktır.
50m.-900m.arasındaki rakım farklılığındaki bitki deseni ,nem,yağış,sıcaklık,güneşlenme farklılıkları Bilecik’in bazı ilçelerinin de önemini arttırmaktadır.
Yatırımcılara çağrımız gelin Bilecik’te yer edinin.Tarımsal üretim ve sanayi için öne geçin.
Kalkınma Ajansımızın kurulması ile birlikte Üretici Birliklerimizin daha aktif profesyonel hedeflere yönlendirildiği bir gelecek umut etmek istiyoruz.Çiftçimizin birarada üremini gerçekleştirmesi devlet mekanizmanısından gelecek ve AB.den gelecek teşviklerin alınması için önemlidir.
Planlı üretim,yarınlar öngörerek seçilecek meyve çeşitleri ve kurulacak bahçeler,ürünlerin işleneceği,yeni mamullerin keşfedilip üretileceği tesisler memleketimin göğsünde birer çiçek gibi açmalıdır.
Yarınlarda mutluluk ve bereket diliyorum.
Selçuk Şahin

Yukarıdaki fotoğraf ülke liderlerinin ülkelerindeki stratejik planlar açısından bizim farklılığımızı ve içinde bulunduğumuz durumu açıklıyor.Ülkemizde büyükbaş hayvan sayısının 6 yılda sadece %9 artması,Küçükbaşta %15 daralma daha uzun yıllar et piyasasında suyun durulmayacağına işaret ediyor.
Dışa bağımlı tarım ülkemizin bağımsızlığına en büyük tehdittir.
Bizim liderimizin çiftçilerimize yaklaşımı ile rus liderin keçiye yaklaşımı arasında farkı lütfen düşününüz.Hükümetimizin tarıma bu şekilde yaklaşmasını ve hatalardan dönülmesi gerektiğini belirtiyor ülkemiz için sağlıklı,huzurlu yarınlar diliyoruz.
¼/p>
Regaip Kandili
REGAİB KANDİLİ MESAJI
17 Haziran 2010 Perşembe gününü Cumaya bağlayan gece, rahmet, bereket ve mağfiret mevsimi olarak nitelendirilen üç aylara girdiğimizi müjdeleyen Regaip kandilidir.
Üç aylar ismiyle şöhret bulan, kalplerimizin ve gönüllerimizin manevi doyum mevsimi olan Recep, Şaban ve Ramazan ayları, Müslümanlar olarak Hakk’ın rahmet, bereket ve mağfiretine olan iştiyakımızı zirve noktaya taşıyıp huzur iklimine doğru seyahat ettiğimiz müstesna zaman dilimleridir. Dini hayatımıza canlılık katan bu aylar, aramızda insani değerlerin ve ahlaki erdemlerin artmasına, yardımlaşma ve dayanışma bilincinin çoğalmasına, inananların hayır ve iyilikte birbirleriyle yarışmasına vesile olur.
Bu özel aylar ve bu ayların içinde barındırdığı mübarek gün ve geceler, bizlere, hızla geçen zamanın değerini idrak etmenin, durup düşünmenin, hayatın yoğun koşuşturması ve temposu içinde kendimize dönüp, gönül âlemine nazar kılmanın ve içe doğru bir yolculuk yapmanın imkânlarını sunar. Ayrıca Yüce Allah’a gönülden yalvararak, günahlarla kirlenmeye yüz tutmuş gönüllerimizi tövbeyle arındırma, kendimizi bulma ve bilme, nefsin sonu gelmez arzu ve ihtiraslarına dur deme ve onlardan uzaklaşma imkânını bahşeder.
Vahyin nüzulünün 1400. yılını idrak ettiğimiz bu yılda, üç aylar ve bu aylarda bulunan mübarek geceleri fırsat bilerek, Yüce Rabbimizin çağlar üstü evrensel mesajını anlama, O’nun anlam ve hikmetiyle buluşma ve hayatımıza tatbik etme adına her zaman olduğu gibi gayretli olmak durumundayız. Çünkü manevi ve ahlaki değerlerin yozlaştırıldığı, aile değerlerinin ve toplumun ortak bağlarının yok olmaya yüz tutarcasına zayıflatıldığı, dünyanın sanal ve geçici meşgalelerinin ve sonu gelmez heveslerinin bütün hayatımızı ve geleceğimizi ipotek altına aldığı günümüzde, Yüce Mevla’mızın En’am suresinde “Bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Artık ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.” (Enam, 6/155) buyurduğu üzere Rabbimizin rahmet yüklü mesajı Kur’an-ı Kerim’i daha iyi anlamaya, bunun için de onun değerlerini yaşamaya, yaşatmaya ve bu çerçevede Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)’in örnek hayatını ve ahlakını da rehber edinmeye ihtiyacımız büyüktür.
Regaib kandili vesilesiyle bir kez daha, başta Yüce Yaratan’la olan bağlarımızı ve hayatımızı yeniden gözden geçirmeli, ahlak ve erdemin, doğruluk ve dürüstlüğün, paylaşma ve dayanışmanın, hak ve hukuka riayetin, barış ve kardeşlik içinde bir arada yaşamanın, yetime, öksüze ve kimsesize kol kanat germenin, fakir ve ihtiyaç sahiplerine vermenin, acı ve kederleri paylaşmanın, düşeni kaldırmanın, kutsal değerlere saygının insani erdemler bağlamında ulaşılabilecek en üstün değerler olduğunu hissederek, söz ve davranışlarımıza bu çerçevede yön verme kararlılığı içinde olmalıyız. Zira bu mübarek gün ve geceler değerlendirebildiğimiz, güzel amel ve davranışlarla içini doldurabildiğimiz, yanlışlarımızın farkına varıp istikamete yöneldiğimiz ölçüde bizim için kazançlı ve bereketli zaman dilimlerine dönüşecektir.
Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin ve yurt dışında yaşayan vatandaş ve soydaşlarımızla birlikte bütün İslâm âleminin Regaip Kandilini kutluyor, bu gecenin insanlığın ortak huzurunu tehdit eden terör ve şiddetin, savaş ve düşmanlığın yerini barış ve huzurun almasına vesile olmasını, yapacağımız ibadet, dua ve yakarışların kabul olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.
Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU
Diyanet İşleri Başkanı
19 Mayıs 1919

19 Mayıs 1919 da ülkemizi yakıp yıkan,insanımızı katleden emperyalist güçlere karşı milli mücadeleyi başlatan Yüce ÖnderAtatürk,bağımsızlığımızı bizlere armağan etmiştir.
Milli mücadele başlangıcında türlü engellemeleri,türlü fikir çatışmalarını yenen,tam 6 ay İstanbul’da Büyük Kurtuluşun hesaplarını yapan,kurtuluş teşkilatını kuran politikaları üreten ve ardından Samsun’a çıkmayı başaran Mustafa Kemal fikir ve silah arkadaşlarıyla beraber günlerce uykusuz,yorgun ancak inançlı,kararlı ve korkusuzca kurtuluş mücadelesine başlamıştır.
Yattığınız yerler nur olsun.Sizleri en içten şükran duygularımızla anıyor,dünya döndükçe anınızı yaşatmaya ve sizlerden ilham almaya devam etmeye söz veriyoruz.
Gölpazarı’nda Alternatif Tatil
Doğayı ve macerayı sevenler..
Keşif yapmak isteyenler..
Marmara Bölgesinin en güzel kanyonunu geçmek isteyenler,
Bilecik’in
Gölpazarı ilçesinde sizleri bekliyoruz.
Üzümlü Köyümüzde
Sizlerle beraber Hitilerden Friglere,
Doğu Roma İmparatorluğundan Osmanlı İmparatorluğuna
Tarihin izini süreceğiz..
Yerel lezzetleri tadıp ,vücüdumuza oksijen depolayacağız.
Yırtıcı kuşlar kolonisini fotoğraflamak
Dik kaya bloklarında tırmanış yapmak isteyenler,
.jpg)
Marmara Bölgesinde gerçek kanyon macerasında
adrenalin ve takım çalışmasını yaşamak isteyenler
Kamp yerinde eğlenmek,değişik özelliklerde yeni arkadaşlar edinmek,
Köy ekmekleriyle birlikte köylülerimizin ürettiği lezzetleri tatmak,unutamayacağınız bir haftasonu yaşamak isteyenler,
Sizleri beklemekteyiz..
Kamp yerimiz İstanbul’a 240km. ve Ankara’ya 315km. mesafede olan
Bilecik-Gölpazarı ilçesi Üzümlü Köyü
İstanbul’dan yola çıkanlar otobandan Bilecik yoluna döndükten sonra 35 km ilerleyip Geyvesapagından içeri girip Geyve-Taraklı yolundan Gölpazarı tabelasını takip ederek Gölpazarı’na gelirler..
Veya
İstanbul Çamlıca gişelerden otobandan Adapazarı yönüne devam edip,Adapazarı’ndan Bilecik yönüne dönüp bölünmüş yoldan Geyve,Pamukova,Mekece,Osmaneli,Vezirhan’a gelirler.
Sonra Gölpazarı yönüne sapılır.28 km.sonra Gölpazarı’na ulaşılır.
Sizleri karşılayacagız..
20 dakikalık ,bir yolculukla kamp alanımız olan ÜZÜMLÜ KÖYÜNE geliyoruz..
Kamp alanımız belediyemiz ve köy işbirliği ile gerçekleştirildi..
Sizleri 17-27 kişi arasında hizmet verebilecek kapasiteye sahip 15 adet dört mevsim çadırlar bekliyor.İçersinde mat ve tulumlar hazır.
Ayrıca mutfak çadırımız ve piknik masa sandalyelerimiz yemekler çelik tencerelerde,ızgaralar özel yapılıyor.
Gece ise kamp ateşi ortada yanacak, ayrıca güneş panelli aydınlatmalar ve meşaleler yanıyor.
Kamp alanımızda ayrıca iki adet hamakta dinlenebilirsiniz.
Kampımızda kaynak suyumuz sürekli akıyor.
Oluşturacağınız 15-20 kişilik gruplarınıza ulaşım için araç sağlanır.
Kampımız ile ilgili sorularınız, düşünceleriniz ve talepleriniz için e-mail adresimizden ve telefon numaralarımızdan ulaşabilirsiniz.
E-mail : info@kampagidelim.com
Tel. No : 0212 261 89 61
Gölpazarı iletişim:Selçuk Şahin:05323742301
1 Mayıs İşçi Bayramı
1 Mayıs İşçi Bayramı, işçi ve emekçiler tarafından dünya çapında kutlanan, birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günü. Dünya üzerindeki pek çok ülkede, resmî tatil olarak kabul edilmektedir. Türkiye‘de ilk kez 1923‘te resmî olarak kutlanmıştır. 2008 Nisan‘ında, “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kutlanması kabul edilmiştir.22 Nisan 2009 tarihinde TBMM’de kabul edilen yasa ile 1 Mayıs resmi tatil ilan edilmiştir.
Tarihi
İlk kez 1856‘da Avustralya‘nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçileri, günde sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesi’nden Parlamento Evi’ne kadar bir yürüyüş düzenlediler.
1 Mayıs 1886‘da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bıraktılar. Chicago(Şikago)‘da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katıldı. Luizvil‘de (Kentaki) 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, birlikte yürüdü. O dönemde Luizvil’deki parklar, siyahlara kapalıydı. İşçiler, sokaklarda yürüdükten sonra hep birlikte Ulusal Park’a girdi. Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler, gazeteler tarafından, ‘Böylece önyargı duvarı yıkılmış oldu’ şeklinde yorumlanmıştı1.
Bu gösteriler 1 Mayıs’ı izleyen günlerde tüm harareti ile devam etti ve 4 Mayıs’ta kanlı Haymarket Olayı‘na yol açtı.
Uygulanan yasal baskılarla bu gösterinin tekrarlanması engellendi. 1889`da toplanan İkinci Enternasyonal‘de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs gününün tüm dünyada “Birlik, mücadele ve dayanışma günü ” olarak kutlanmasına karar verildi. Böylece ikinci gösteri 1890 yılında yapılabildi.
Türkiye’de İşçi Bayramı
1 Mayıs 1977′de Taksim Meydanı‘nında kutlamalar
- Türkiyede Sarper Özsan‘ın yazıp bestelediği 1 Mayıs Marşı eşliğinde kutlanmaktadır.
- Osmanlı Devleti döneminde işçi örgütlenmesinin en gelişmiş olduğu yer Selanik‘ti ve 1911 yılında burada tütün, liman ve pamuk işçileri, 1 Mayıs gösterisi düzenleyerek bu günü kutladılar.
- 1912 yılında İstanbul`da ilk defa 1 Mayıs kutlaması gerçekleşti.
- 1923 yılında 1 Mayıs günü yasal olarak “İşçi Bayramı” ilan edildi.
- 1924`te hükümet kitlesel 1 Mayıs kutlamalarını yasakladı.
- 1925`te çıkan Takrir-i Sükun Yasası, İşçi bayramını kutlamayı yasakladı ve uzun yıllar bu yasak geçerliliğini korudu.
- 1935 yılında 1 Mayıs`a “Bahar ve Çiçek Bayramı” adı verildi ve ücretsiz tatil günü ilan edildi.
Türkiye Cumhuriyeti döneminde işçi hareketleri yüzyılın ikinci yarısından itibaren ivme kazandı.
- 1976 yılında uzun yıllar sonra ilk defa geniş katılımlı 1 Mayıs kutlaması Taksim`de Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu`nun organizasyonu altında gerçekleşti.
- 1977 yılında İstanbul Taksim Meydanı‘nda yaklaşık 500 bin kişiyle en geniş katılımlı 1 Mayıs toplantısı düzenlendi. Ancak, göstericilerin üzerine ateş açıldı ve göstericilerden 34′ü, yaralanarak ve üstlerine ateş açılması sonucu çıkan izdihamda ezilerek öldü. 1977 yılının 1 Mayıs günü, tarihe Kanlı 1 Mayıs olarak geçti. Askeri darbe hazırlığı olarak yapıldığı MİT tarafından Başbakan Süleyman Demirel‘e rapor edilince, Kara Kuvvetleri Komutanı Namık Kemal Ersun derhal re’sen emekliye sevkedildi.
- 1978‘de yüzbinlerce kişi tarafından Taksim Meydanı‘nda kutlandı.
- 1979`da Sıkıyönetim Komutanlığı İstanbul`da miting yapılmasına izin vermedi, sokağa çıkma yasağı ilan etti. Buna rağmen İstanbul sokaklarında yüzbinlere ulaşan rakamlarla korsan 1 Mayıs kutlandı.
- 1981`de Milli Güvenlik Konseyi 1 Mayıs`ı resmi tatil günü olmaktan çıkardı.
- 1989`da trafik polisinin açtığı ateş sonucu işçi Mehmet Akif Dalcı yaşamını yitirdi.
- 1996`da Taksim Meydanı’nın yasaklı olduğu gerekçesiyle Kadıköy`de düzenlenen 1 Mayıs kutlamalarına yaklaşık 150 bin kişi katıldı. Eylemin ilk dakikalarında polisin silahsız göstericilere açtığı ateş sonucu 3 kişi hayatını kaybedince, Kadıköy`de büyük bir kitlesel isyan gerçekleşti. Bu olaydan sonra Kadıköy 2005 yılına kadar 1 Mayıs kutlamalarına yasaklı kaldı. Ayrıca telsizinin sesini açık unutan bir sivil polisin göstericiler tarafından oldukça şiddetli bir şekilde dövülmesini Star TV`nin naklen duyurması ve bir başka yerde polislerin eğlenerek seyrettiği bir linç girişimini de naklen yayınlamasıyla hafızalara kazındı.
- 2006 yılında en geniş katılımın yaşandığı ilçe Kadıköy oldu. Çeşitli sendikalar ve gruplar saat 12:00 sularında Rıhtım Caddesi`ne yürüdü. Düzenlenen miting sonrası saat 16:00 sularında gruplar tamamen dağıldı.
- 2007 yılında 1 Mayıs’ı tekrar Taksim’de kutlayarak aynı zamanda 1977‘de olan olayları anmak isteyen grupları polis silah, biber gazı, gaz bombası kullanarak durdurmaya çalıştı. 100′den fazla kişi yaralandı.Valiliğe göre 580, diğer kaynaklara göre 700′e yakın gözaltı gerçekleşti. İbrahim Sevindik adındaki bir vatandaş hayatını kaybetti.
- 2008 Nisan‘ında, 1 Mayıs’ın “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kutlanması kabul edildi.
- 2008 yılında sendikaların hükümetle 1 Mayıs’ı Taksim‘de kutlama konusunda uzlaşamaması sonucunda sendikalar, Taksim‘e yürüme kararı aldı ve bazı sol görüşlü partiler de bu yürüyüşe katılacaklarını açıkladı. Bunun üzerine, güvenlik güçleri bir gün öncesinden hazırlıklara başladı ve sabah 06:30′dan itibaren Şişli‘de, Osmanbey‘de, Pangaltı‘da, Nişantaşı‘nda, Okmeydanı‘nda, Dolapdere‘de ve Kurtuluş‘ta olaylar çıktı. Polisin, DİSK, Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi ve ÖDP binasında yönelik tutumu ve bir hastanenin acil servisi girişinde gaz bombası atarak birçok kişinin yaralanmasına neden olması çok tartışıldı.[1] Polis; bu olaylar sırasında biber gazı, gaz bombası, tazyikli ve boyalı su kullandı. DİSK binası önündeki olaylarda CHP milletvekili Mehmet Ali Özpolat, sıkılan biber gazı nedeniyle kalp spazmı geçirdi. Okmeydanı‘nda Burhan Gül isimli 19 yaşında bir genç, başından plastik mermiyle vurularak yaralandı. Ayrıca Ankara‘da Sıhhiye Meydanı‘nda yapılan kutlamalarda da olaylar çıktı ve polis, göstericilere gaz bombalarıyla müdahale etti. Ankara’da Sakarya Meydanı’nada yapılan kutlama olaysız sona erdi.
- 2009 Nisan‘ında Türkiye Büyük Millet Meclisi‘ne verilen önergeden sonra 1981‘den sonra tekrar resmi bayram olarak kabul edildi.
- 2009 Nisan Taksim’e çıkılmasına izin verilmedi.[2]
- 2010 1 Mayıs tekrardan Taksim’de kutlanacak.
http://tr.wikipedia.org/wiki/1_May%C4%B1s_%C4%B0%C5%9F%C3%A7i_Bayram%C4%B1
Ardakalan
SAiM ERKEN’iN ‘ARDAKALAN’LARI
Ressam Saim Erken ‘Ardakalan’ adını verdiği sergisini önceki gün Damat & Tween’in Nişantaşı mağazasının teras katındaki Art Galeri’de açtı.
Art Galeri’nin sahibi Özlem Alıcı ve Damat Tween mağazalarının sahibi Orka Group Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu’nun ev sahipliğini üstlendiği açılışa sanat ve cemiyet hayatının ünlü isimleri katıldı.
“Şehir yaşamı ve iş ortamının ağır yapısından çıkan insanlar doğada kendileriyle ağır bir hesaplaşma içine düşerler. Yaşamdan beklentilerimizin neler olduğu ile hesaplaşmalardır bunlar” diyen ressam Saim Erken’in ‘Ardakalan’ adlı sergisi, Nişantaşı’ndaki ArtGalerim’de sanatseverlerin ilgisini bekliyor.
15 Nisan’da açılan sergi 9 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilir… Sergi Orka Group ve ArtGalerim işbirliğiyle düzenlenen sergideki resimlerinde sanatçı, doğadan kopan insanların kendilerine ve çevresine yabancılaşmasıyla oluşan kompozisyonları boyuyor, figürleri objektiften gözlemleniyormuş gibi yalın ve süslemesiz bir anlatımla yorumluyor. Erken’in eserlerinde; bireysel anlar, umutlar, mutluluklar ve hüzünleri kalabalıklarla birlikte görmek mümkün.

‘Şehir yaşamının ve iş ortamının ağır yapısından çıkan insanlar doğada kendileriyle ağır bir hesaplaşma içine düşerler. Yaşamdan beklentilerimizin neler olduğu ile hesaplaşmalardır bunlar. Önümüzde duran manzaraya karşı kısa bir süre duraklar o yabancı mekanda dünyayı daha net anlamaya ve tanımaya çalışırız.
O mekandan ayrılıp tekrar şehrin rutin yaşamına dönüldüğünde bütün endişeler ve sorgulamalar kaybolur, gerçek manzaraya özlem o zaman başlar. Resimlerimde yakaladığım bu manzara, bireyin kendisiyle hesaplaşacağı derin bir boşluktur aslında.”
Saim Erken
Saim Erken:
1965 Bilecik- Gölpazarı’nda doğdu.
1987 Marmara Üniversitesi A.E.F. Resim Bölümü, Muammer Öner Atölyesi’nden mezun oldu.
1990 M.S.Ü. Resim Bölümü Yüksek Lisans programını tamamladı.
Kişisel Sergiler:
1993 Teşvikiye Sanat Galerisi, İstanbul
1995 Balıkesir D.G.S. Galerisi, Balıkesir
1997 Maltepe Sanat Galerisi, İstanbul
1998 Maltepe Sanat Galerisi, İstanbul
1999 Passion Sanat Galerisi, İstanbul
2001 Şekerbank, Ömer Sunar Sanat Galerisi, Ankara
2001 Terakki Vakfı Sanat Galerisi, İstanbul
2002 Vakıfbank Sanat Galerisi, Ankara
2003 Arda Sanat Galerisi, Ankara
2004 Koşuyolu Sanat Galerisi, İstanbul
2005 Terakki Vakfı Sanat Galerisi, İstanbul
2006 Görüntü Sanat Galerisi, Adana
2006 Koşuyolu Sanat Galerisi, İstanbul
2007 Caddebostan Kültür Merkezi, İstanbul
2009 Sev-art Sanat Galerisi ,İstanbul
Karma Sergiler:
1996 7. Sanat Fuarı, Teşvikiye Sanat Galerisi
1997 “Yeşilçam’a Bir Bakış”, Reform Sanat Galerisi
1998 “Desen Sergisi”, Passion Sanat Galerisi
1998 “Mayıs 98”, Passion Sanat Galerisi
1998 “75 Yıla Armağan”, Bilim Sanat Galerisi
1999 9. Sanat Fuarı, Görüntü Sanat Galerisi
2000 Makedonya Uluslararası Strumica Art Collony Resim Çalışmaları ve Sergisi
2000 “Atölye”, Axa Oyak Sanat Galerisi
2000 10. Sanat Fuarı, Akademililer Sanat Galerisi
2001 D.K.K. Resim Yarışması, “1. Ödülü”
2001 1.Kargaşa – Kargart, İstanbul
2002 12. Tüyap Sanat Fuarı, “Eczacıbaşı 60 yıl 60 Sanatçı” Sergisi
2002 12. Tüyap Sanat Fuarı, Evin Sanat Galerisi
2002 Deseni ve Kendisi - Bir Kültür ve Sanat Merkezi, İstanbul
2002 2. Kargaşa – Kargart, İstanbul
2003 İş Bankası Kibele Sanat Galerisi, İstanbul
2003 İlayda Sanat Galerisi, İstanbul
2004 Çakınberk Sanat Galerisi, Balıkesir
2004 “Desen Sergisi”, Koşuyolu Sanat Galerisi
2005 20. Yıl Teşvikiye Sanat Galerisi
2005 Tüyap Sanat Fuarı, MSM
2006 Tüyap Sanat Fuarı, Koşuyolu Sanat Galerisi
2006 Aspat Resim ve Heykel Sempozyumu, Bodrum
2007 Ankara Üniversitesi 2.Sanat Sempozyumu, Ankara
