Kolesterol nerede yararlı,nerede zararlıdır?

Öncelikle kolesterolün ne olduğunu anlamaya çalışalım.
Kolesterol insan vücudunda çok önemli işlevlere sahiptir:
1-Vücudumuzun işlev gören en küçük birimi olan hücrelerimizin hepsinin duvar yapısında yer alır. Hücrelerimizin bütünlüğünün korunmasında ve görevlerini sağlıklı olarak yerine getirmesinde çok önemlidir.
2-Besinlerle aldığımız yağların sindirilebilmesi için gerekli olan safranın yapısında yer alır.
3-Kemik sağlığımız için gerekli olan D vitamininin üretilmesinde yer alır.
4-Üreme sağlığımız için gerekli olan hormonlarımızın yapımında yer alır.
5-Heyecan, kaza, ameliyat, enfeksiyon gibi vücudumuzda stres yaratan durumlara karşı, vücudumuzun sağlıklı bir şekilde yanıt vermesini sağlayan hormonların yapımında rol oynar.
6- Beyin-sinir hücrelerimizin yapısında ve desteklenmesinde rol oynar.
Görüldüğü gibi, kolesterol vücudumuz için gereklidir. Vücudun belli başlı dokuları, sürekli kolesterol sağlanması ihtiyacı içindedirler. Ancak besinlerle aldığımız kolesterol miktarı, ihtiyacımızı aştığı zaman sorun olmaya başlar. Fazla kolesterol dokularda yavaş yavaş birikmeye başlar. Özellikle damar duvarlarında olan birikme, damar sertliğine yol açarak, hayatı tehdit edici durumlara yatkınlık yaratır.
Damar sertliği damar yapısını bozar, damarda pıhtı oluşumuna ve damar tıkanıklığına yatkınlık yaratır. Sonuçta kalbi besleyen damarların etkilenmesi ile kalp krizi, beyin damarlarının etkilenmesi ile felç-beyin kanaması gibi olayların oluşumuna zemin hazırlanır.
Kolesterol kanda tek başına gezinemez. Protein-yağ parçacıkları şeklinde taşınır. Kolesterolü kanda taşıyan parçacıklardan olan LDL halk arasında kötü kolesterol olarak bilinir, HDL ise iyi kolesterol olarak bilinir. Aslında bu tanımlamalar, oldukça yerindedir. Çünkü yapılan yüzlerce bilimsel çalışma, kötü kolesterol yüksekliğinin, beyin kanaması, felç, kalp krizi, ani ölüm gibi istenmeyen durumlara yatkınlık yarattığını göstermiştir. İyi kolesterolün yüksek olmasının ise, bu durumlara karşı koruyucu etkisi olduğu ispatlanmıştır.
Uluslararası tıp otoriteleri, 20 yaşını geçmiş her erişkinin kan kolesterol ve yağ düzeylerini 1 defaya mahsus ölçtürmesi gerektiğini söylemektedirler. Eğer sonuçlar makul düzeylerde ise, 5 yılda bir kontrol edilmesi yeterli görülmektedir. Eğer sonuçlar iyi çıkmaz ise, takip ve tedavi konusunda doktorumuzun önerileri doğrultusunda hareket etmeliyiz.
Kolesterol düzeyini kontrol altında tutmak, aslında, büyük oranda elimizdedir.
Ülkemizde Türk Kardiyoloji Derneği’nin öncülüğünde 1990 yılından itibaren yürütülmekte olan TEKHARF (Türk Erişkinlerinde Kalp Hastalığı ve Risk Faktörleri) çalışması, 20-29 yaş arası ortalama kolesterol düzeylerimizin, Avrupa ve Amerika toplumlarına göre oldukça iyi durumda olduğunu ortaya koymuştur. Ancak 40-49 yaş grubuna geldiğimizde, ortalama kolesterol düzeylerimizde ciddi bir yükselme olduğu dikkati çekmektedir. Demek ki toplum olarak erişkin hayata iyi kolesterol seviyeleri ile başlamakta, ancak bu iyilik halini uzun süre koruyamamaktayız.
Peki kolesterol düzeyini hangi dış etkenler bozmaktadır? Bu sorunun cevabı artık neredeyse tartışılmayacak kadar açıktır:
1-Hareketsiz yaşam,
2-Kilo fazlalığı,
3-Sigara,
4-Beslenme alışkanlığının iyi olmaması.
Demek ki her birimiz, damar sertliği ve onun getirdiği hayatı tehdit edici sonuçlardan korunabilmek için,
a.Sigara içmemeliyiz.
b.Haftanın çoğu günü, mümkünse her gün 30 dakika tempolu yürüyüş yapmalıyız. Eğer yürüyemeyecek durumda isek, bulunduğumuz yerde bedenimize düzenli hareket yaptırmak da yararlı.
c.Beslenmemizde kırmızı et yerine mümkün olduğunca beyaz eti, özellikle de balık etini tercih etmeli, katı yağlar yerine sıvı yağları tercih etmeliyiz. Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği veya kepek ekmeğini tercih etmeliyiz. Ana öğünlerimizin içeriğinde birer porsiyon sebze ve meyve bulundurmayı alışkanlık haline getirmeliyiz. Salata olarak, kıvırcık-yeşil salata tercih etmeli, çok az ( büyük bir kaseye 1-2 çay kaşığı kadar) sıvı yağ dışında sos kullanmamaya çalışmalıyız.
d.20 yaşından sonra her 5 yılda bir, eğer kolesterol yüksekliğimiz varsa yılda en az 2 defa düzenli olarak sağlık kontrolünden geçmeliyiz.
TEKHARF çalışması, ülkemizde sigara içiminin kalp damar hastalıkları için en yaygın risk faktörü olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca bu çalışma, son 10 yılda erkeklerimizde sigara içme alışkanlığının azalma eğiliminde olmasına rağmen, kadınlarımız arasında artmakta olduğunu ortaya koymuştur. Avrupa ülkeleri arasında kadınlarda kalp-damar hastalıklarından ölüm oranı, maalesef ülkemiz kadınlarında en yüksek seviyelerdedir. Dolayısıyla, kadınlarımızdaki sigara içme eğilimindeki bu artış, bu açıdan bakıldığında çok daha önem kazanmaktadır.
Sigara içen bir erişkinde kalp damar hastalığı geçirme riski, ortalama 4-5 kat artar iken, sigaranın bırakılması halinde, bu riskin 1 yıl içinde normal seviyelere indiği gösterilmiştir.
Burada çok önemli iki hastalıktan bahsetmeden geçemeyeceğim. Tansiyon yüksekliği ve şeker hastalığı. Her iki hastalık da, damar sertliği ile birliktelik gösterebilmektedir. Eğer yüksek tansiyon hastası veya şeker hastası isek, bir sağlık kuruluşunda 3-4 ayda bir, düzenli olarak uzman hekim kontrolünden geçmeliyiz.
Bugün sizlere çok önemli bir konu olan, kolesterol, kolesterol yüksekliği, damar sertliği ve korunma yollarından bahsettik.Sizlerden ricam, öncelikle çok değerli ve çok özel olduğunuzu unutmayınız. Hem kendiniz için, hem aileniz için, hem sevenleriniz için, hem memleketimiz için, hem de tüm evren için çok değerlisiniz.
Lütfen hep beraber sigara içmeyerek, düzenli egzersiz yaparak ve sağlıklı beslenmeye özen göstererek, hem kendimize hak ettiğimiz değeri verelim, hem de çocuklarımıza, gençlerimize iyi örnek olalım.
Sevgi ve saygılarımla…..
Uzm. Dr. Gül Babacan Abanonu
İç Hastalıkları Uzmanı
Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar
Henüz Yorum Yok.
Yorum Yazın